Anasayfa Öne Çıkanlar Ünlü!Haberler Ünlü!Konular Ünlü!Davetler Yaşam Ünlü!Şehirler
Sayı 76
Sayı 76
Nermin Bezmen
Cemiyet hayatının ünlü ismi, yazar Nermin Bezmen inanilmaz bir aşkla bağlı olduğunu her firsatta dile getirdiği Pamir Bezmen'i kaybettikten sonra ona bir mektupla seslendi. O mektup bir kitaba dönüştü. 'Bizim Gizli Bahçemizden' büyülü bir aşka tanık olmak isteyenler için raflarda yerini aldı.
Bundan altı ay önceydi. Pamir Bezmen oğlu Cazım'ın, kendi evlerinde gerçekleşen nikâh töreninin ardından hayata gözlerini yumdu. Tüm sevdikleri yanı başındayken. Büyük aşkı Biciko'su, 34 yıllık eşi Nermin Bezmen'in kucağında.
Defin günü kalabalık çekilince, Nermin Hanım biricik kocasına mektup yazmaya başladı. Bu mektubu 5 Mayıs'a kadar yazmaya devam etti. Mektuplar sonunda adı 'Bizim Gizli Bahçemizden' olan bir kitaba dönüştü.
Nermin Bezmen'in önceki kitapları da en çok satanlar listesinde yerini almıştı ama 20 Haziran tarihinde piyasaya çıkan bu kitabın onun için çok özel olduğunu, bilmem söylemeye gerek var mı? İlk defa kendini, aşkını, yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla yazıyor Bezmen. Biz de kitap üzerine, Pamir Bezmen üzerine, ölüm ve en çok da bu büyülü aşk üzerine konuşmak için Nermin Bezmen'in Bebek'teki evindeydik.

'Bizim Gizli Bahçemizden' nasıl ortaya çıktı?

Pamirciğim'in defnedildiği 16 Ocak'ın gecesinde, evimizde kalabalık bir arkadaş grubuyla uğurladık kendisini. Sabah saat dörde kadar ev kalabalıktı. Ama o gece herkes gidip de çocuklar odalarına çekilince, ben o travmanın içinde ilk defa yapayalnız kaldım. Birden bütün gerçeklik beni çok fena vurdu. Pamir'e ulaşma ihtiyacı hissettim. Mektup yazmaya başladım. O mektup 16 Ocak gecesinden kitabı teslim ettiğim 5 Mayıs'a kadar benim hem terapim, hem acımı tekrar tekrar yaşatan, beni hem parçalayan hem de toparlayan bir unsur oldu.

Kitabı yazarken birlikte olduğunuz 34 yılı yeniden yaşamış olmalısınız. Zor olmadı mı?
Kitabı yazmak hiç kolay değildi. Hem gün içinde yaşadığım o acı realite vardı. Bir de o acıyı tedavi etsin diye geriye dönüp anlattığım o süreç, sahneler ve günüme dönüşte yalnızlığım iki, üç misli artıyordu. Bir şekilde o yıllara, o yaşlarıma, o duygularıma ve en önemlisi Pamir'in varlığına ışınlanıyordum. Ve gerçek ana döndüğüm zaman dibe vuruşlar yaşıyordum. Bugün bu kuvvette durabiliyorsam ve tüm bu acıya rağmen bir gün bile ara vermeden yazabiliyorsam, sorumluluklarımı devam ettirebiliyorsam o acıyı hakkıyla yaşamış olmamın ve toparlanarak geriye gelmiş olmamın büyük bir katkısı var.

Haberin devamını OK dergisinin 76. sayısında bulabilirsiniz!

Sayfayı Gönder
Yazdır
Editöre Eposta