Genç tasarımcı Ayşe Yılmaz, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında hazırladığı 'İstanbul' koleksiyonunu Four Seasons Otel Bosphorus'ta tanıttı. Hayatı kolaylaştıracak ürünleri tasarlamayı sevdiğini söyleyen ve "Tasarım benim için bir 'hayat'" diyen Ayşe Yılmaz ile özel koleksiyonun tanıtımından hemen önce bir söyleşi gerçekleştirdik.
Ayşe Hanım, bize öncelikle kendinizden, kariyerinizden bahseder misiniz? 2007'de Yılmaz Danışmanlık ve Sponsorluk'u kurdum. Tasarımcılığın yanı sıra danışmanlık, sponsorluk ve halkla ilişkiler uzmanlığı yapıyorum. Tasarım hayatımda hep oldu, sürekli mevcut bir şeyleri değiştirme ihtiyacı, yeni formlar haline getirme isteğim vardı. Son sergim İstanbul'da gördüğünüz eserleri oluşturmak için 6 ay aralıksız çalıştım. Tasarımcılığım güzel olan şeylere olan tutkumun bir sembolü diyebiliriz. Rahleler, yatak sehpaları, eldiven, takı, ev aksesuarları (masa, kapı önü ağırlıkları) tasarlıyorum. Hayatımızı kolaylaştıracak ürünleri tasarlamayı seviyorum aslında ben. Yaptığım işi, günümüz formları ile geçmiş motifleri kullanarak yeni ve farklı olanı üretmek olarak anlatabilirim. Ürünlerimin kullanılabilir ve gerekli olmaları çok önemli. İnsanların bir hevesle satın alıp sonra onu nereye koyacaklarını düşünmeyecekleri ürünleri yaratmanın peşindeyim. Keyifle kullanılacak, baş tacı edilecek ürünler yaptığıma inanıyorum. Markam Ay tasarımın ürünlerine Türkiye'den olduğu gibi yurtdışından yoğun bir ilgi var, ama ben şu ana kadar mağaza açmadım. Mağazalaşmam gerektiğini düşünmüyorum çünkü. Ay'da amacım mağazalarla büyümek değil, doğru ürünlerle, doğru hikâyeleri müşterilerimle buluşturmak. Markamın her zaman butik kalması gereken bir marka olduğuna inanıyorum.
Haberin devamını OK dergisinin 110. sayısında bulabilirsiniz!
