Anasayfa Öne Çıkanlar Ünlü!Haberler Ünlü!Konular Ünlü!Davetler Yaşam Ünlü!Şehirler
Sayı 76
Sayı 76
İsmail Acar
Ünlü ressam İsmail Acar Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi'nde
'İsmail Acar'la Resim Yapıyorum' isimli atölyesinde çocuklarla buluşmaya başladı. İlk derste biz de oradaydık
Etiler'de Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi farklı yaş grupları için birçok atölye ve kursa ev sahipliği yapıyor. Bu atölyelerden birinde tanınmış ressam İsmail Acar hayal dünyaları oldukça geniş olan çocuklara resim eğitimi veriyor. Biz de Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi'nde İsmail Acar ve çocukların ilk buluşmalarına şahit olduk. Dersin ardından da ünlü ressamla sohbet ettik.

'İsmail Acar'la Resim Yapıyorum' isimli atölye çalışması nasıl başladı?
Bir şekilde bir eğitim gerekiyor her şey için. Bir toplum içinde birey olma sorumluğu için gereken eğitimin küçük yaşlarda başlaması gerekiyor. Burada yaşamla ilgili bir çalışma var. Ressamların ortaya çıktığı bir çalışma değil de daha çok hayata dair şeylerin öne çıktığı bir metot geliştirildi. Şu an proje bir deneme süreci içerisinde, 8 - 12 yaşlar arası çocuklarla çalışıyoruz. Çocukların konsantrasyonunu gördükten sonra netleşecek yaş grubu. Belki 10 -14 de olabilir. Daha bilinçli bir çocuk profili yakalamak istiyoruz. Her çocuğun böyle bir eğitime ihtiyacı var, ilerleyen derslerde müzik ve resimi bir arada kullanmayı düşünüyoruz. Dört haftalık bir program oluşturuldu, her dört hafta farklı çocuklarla çalışacağız.

Daha önce çocuklarla çalışmış mıydınız?

Aslında çocuklarla o kadar çok çalıştım ki. Türk Eğitim Vakfı içindeki Düşler Atölyesi'nden, engelli çocuklara kadar, Fransa'da bir grup çocuktan, Van'a kadar. Üniversite yıllarımda gönüllü olarak yapıyorduk bu işi. Sokak çocuklarıyla resimler yapıyorduk. Onların hem hayatlarını gözlemliyorduk, hem de iç dünyasını öğreniyorduk.



Sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı seviyor musunuz?

Türkiye'de her gün yeni bir şey öğreniyorsunuz. İnsanlar her şeyden şikâyet edip yapılanı eleştiriyorlar. Ama sıra yapmaya geldiği zaman kimse aktif olmuyor. Biz öyle bir toplumuz ki üretmiyoruz, üretene de katkı sağlamıyoruz. Devlet eliyle her şeyin çözülmesi mümkün değil. Bir devletin olmazsa olmazları sivil toplum örgütleri. O anlamda ülkemizde vakıf ve dernekler iyi çalışmıyor. Bana bir teklifle gelindiği zaman asla geri çevirmiyorum, sosyal sorumluluk alanında gelen tüm teklifleri pozitif olarak değerlendiriyorum.


Çocuklarla çalışmak nasıl bir duygu peki?
Çocukların hayal güçleri büyük bir umman. Onlarla paralel düşünmek, onların endişelerini yerinde tespit ediyor olmak bir yetişkin için okul gibi. Onlardan beslenebiliyorsunuz da. Çünkü çocukların sınırsız hayal güçleri var, yetişkinler olarak her şeyi zaman içinde kurallarıyla yaşamaya alışmışız.

Herkes resim yapabilir mi?
Herkes şarkı söyleyebilirse, herkes resim de yapabilir. Özel bir yetenek yaptığınız resmin niteliğini daha üst safhaya taşır. Profesyonel anlamda mutlaka teknik eğitim almak gerekir. Ama herkes doğru metot verildiğinde duvarına asabileceği bir resim yapabilen, içindeki duyguları anlatan bir kişi haline gelebilir.

Mohini'de kurslar devam ederken yakın gelecek için projeleriniz neler?
'Tulip' adında bir mağaza açacağım. Tasarım atölyesi olacak. Yıllardır ürettiğim birçok obje var. Tasarımlarımı resmin içinde o an yapılan bir figür değil de gerçek objelere dönüştürüyorum. Bu anlamda birlikte çalıştığım Özlen Parlak bir proje oluşturdu. Yaptığım tasarımları Tulip adlı mağazada izleyiciyle buluşturmak istedim.

Mağaza ne zaman ve nerede açılıyor?
Galata'da... Galata artık tasarımın kümelendiği, yaratıcı gençlerin rağbet gösterdiği ve kendine özgü dokusu olan bir yer. Bir ay içinde açılmış olacak.

Tulip'te ne tarz tasarımlar göreceğiz?
Dekorasyona yönelik aksesuarlar olacak. Fonksiyonel ürünler olmasına dikkat edeceğim. Fonksiyon dışı olanı fonksiyonele, fonksiyonel olanı ise işlevsiz bir aksesuara dönüştüreceğim ürünler olacak.

Eserlerinizde Osmanlı hatlarına, İstanbul'a, tarihten izlere sık rastlıyoruz. Nedir bunun sebebi?
Yıllardır Türklerin Türk gibi resim yapmadığını gördüm. Fransız Fransız gibi, Alman Alman gibi resim yapıyor ama Türklere gelince her nedense Türk gibi değil de batı çizgileriyle çalışıyorlar. Ta Tanzimat'tan beri bizim entelektüelimiz hep batı etkisindedir. On bin yıllık bir tarihin içinde neden ben batıya özeneyim ki? Benim tarihimde Osmanlı, Bizans, Anadolu kültürü vardır.

Uzun bir araştırma dönemi geçiyor o halde...
Çok müze dolaşıyorum, dönemin sanatını, felesefesini, sanatını ve birçok şeyi derinlemesine gözlemlemeniz gerekiyor.
Hangi konseptte çalıştığınız eserler rağbet görüyor?
Mesela nar sergisi İstanbul'da çok ilgi gördü. Sultanlar, padişahlar Japonya'da, Londra'da çok ilgi görüyor. Ortaya koyduğum tüm formlar farklı adreslerde ilgi görüyor. Sufi konseptim Moskova'da çok ilgi görmüştü.

Takipçilerinizi nasıl tarif edersiniz?
Çok çeşitli insan var. Aydın, gelenekçi, dindar... Çağdaş cumhuriyetin normlarını sindirmiş insanlar. Yurt dışında ise hep uç insanlar oluyor. Kendi alanının 'en'leri olan insanlar oluyor. Birbiriyle alakası olmayan geniş bir kitle aslında.

Sizin sergileriniz magazin basınında çok fazla yer alıyor. Bu konuda eleştiriliyor musunuz?
Türkiye'de rağbet gören insanların başarıları genelde farklı konulara bağlanıyor. Başarı başka şeylerle ilişkilendirilmeye çalışıyor. Aslında bu çok insani bir durum. Ayasofya'daki sergimi 350 bin kişi gördü ama bu sayının 350'si Türkiye'deki cemiyet hayatının önemli isimleriydi, Vitali Hakko'dan tutun Çiğdem Simavi'ye kadar... Bu isimler haber sayfalarına taşınıyor doğal olarak. 350 bin kişi koyulamayacağına göre. Sonunda benim başarım gelen önemli isimlerle ilişkilendiriliyor. Bu basının bakış açısı.

Neden bu denli ilgi görüyorsunuz sizce?
Gül, nar, lale... Bunlar benim sergi isimlerim ve konularım. Bu toplumun sembol öğeleri, bu coğrafyanın izleri. Onlardan bir şeyleri resmediyorum. İnsanların kendilerine ait olduğunu düşündüğü şeyler, ilk defa resim görmüş insanlar bile kendilerinden bir iz bulabiliyorlar. Amaç da o zaten resmi sevdirmek. Sadece sergi açmayı değil daha farklı şeyler hedefliyorum, yurt dışında burayı temsil etmek gibi...

Peki, sizi takip edenlerin ricaları oluyor mu belli tablolar yapmanız gibi?
Evet olabiliyor. Benim çizgimde bir istekse kabul ediyorum. Kişinin samimiyetine inanıyorsan o resmi yapıyorum. Bu bir sipariş aslında. Şartlara ve talebin benim sınırlarımdaki yerine bağlı. Kişisel ego durumu yok bende, doğru olduğunu düşündüğüm şeyler yapabilirim.

Son olarak, eserlerinizde de sıklıkla gördüğümüz İstanbul sizin için ne ifade
ediyor ?
O kadar enteresan bir şehir ki her an keşfediyorum. Boğazı, silueti, yedi tepesi, her noktasında farklı bir seyir alanı, farklı rüzgârlarıyla etkilendim. Bu şehri bir kitap değil bin kitap zor anlatır. Hiçbir büyük şehre bu kadar dokunup bu kadar içinde hissedemezsiniz. Mesela New York'u çok beğenirseniz ama İstanbul'da vardır o, Paris'i çok beğenirsiniz ama İstanbul'da o da vardır. Birçok metropolün izlerini taşıyor bence İstanbul. Bu şehir her renge, her tona çok güzel arka plan olabiliyor. Dinleri, milliyetleri, insanları dengeleyebiliyor. Bazen çirkeflikler bile yakışıyor İstanbul'a.

Sayfayı Gönder
Yazdır
Editöre Eposta