Bienal son hız devam ediyor!
Venedik
7 Haziran'dan beri Venedik Bienali 53'üncüsüyle sanatseverlerin karşısında ve bu sanat şöleni 22 Kasım'a kadar devam edecek. Türkiye pavyonu Lapses'in küratörü Başak Şenova ve proje koordinatörü Üstüngel İnanç sizin için bir Bienal rotası belirledi.
1894 yılından beri belli aralıklarla düzenlenmekte olan ve dünyanın ilk bienali olarak bilinen Venedik Bienali bu sene de görsel sanatlar, mimarlık, dans, müzik, tiyatro ve sinema gibi farklı sanat ve tasarım dallarını bir araya getiriyor. Bu yıl 53'üncüsü düzenlenen Venedik Bienali 'Dünyalar Yapmak' başlığında gerçekleşiyor ve küratörlüğünde ise Daniel Birnbaum var. 7 Haziran'da sanatseverlere açılan Bienal, 22 Kasım'a kadar devam edecek. Gelelim Türkiye'nin Bienal'deki yerine...
Bienal'e Türkiye'den katılan projenin adı 'Lapses', küratörlüğünü ise Başak Şenova yapıyor. Proje kapsamında Banu Cennetoğlu'nun 'Katalog 2009' ve Ahmet Öğüt'ün 'İnfilak Etmiş Şehir' başlıklı işleri bulunuyor. Venedik Bienali'ni görmek için önümüzde yaklaşık beş aylık bir süre var. Biz de Türkiye pavyonunun Küratörü Başak Şenova'dan ve Proje Koordinatörü Üstüngel İnanç'tan Venedik'e gidecek sanatseverler için gereken bilgileri aldık. Bienal'in nasıl gezileceğinden Venedik'te konaklanabilecek mekânlara kadar önerilerini bizimle paylaştılar. Bu sayfaları okumadan Venedik Bienali'ni gezmeyi düşünmeyin.
Ne yapılır?
53'üncüsü düzenlenen Venedik Bienali'nde 77 ülke ve 100'ü aşkın sanatçı yer alıyor. Venedik Bienali şehrin iki ana mekânında gerçekleşiyor. Biri 50 bin metrekarelik Giardini diğeri de 36 bin metrekarelik Arselnale. 'Lapses' adlı Türkiye pavyonunun küratörlüğünü yapan Başak Şenova Arsenal'den başlamanızı söylüyor ve ekliyor: "Bienal'in ana mekânları Arsenale - Giardini arası 10 dakika yürüyüş mesafesinde. Şehrin merkezinden doğuya doğru geldiğinizi düşünürsek, Arsenale'den başlayıp Giardini'ye uzanan bir rota izlemeniz daha doğru olur. Sergide benim en çok dikkatimi çeken sanatçılar: Arsenale'de Lygia Pape, Hector Zamora, Joan Jonas, Giardini'de ise Rosa Barba, Gordon Matta Clark, Hans Peter - Feldman, Simon Starling oldu. Arsenale'deki Türkiye, Şili, İtalyan, Arap Emirlikleri pavyonlarını, Giardini'de ise Hollanda, Avusturalya, Belçika, Danimarka ve Kuzey Ülkeleri, Mısır, Almanya, Polonya, Kore, Amerika, İngiltere pavyonlarını kaçırmamanızı öneririm.
"Arsenale'ye gitmişken, Türk pavyonunun az ilerisinden karşı kıyıya her 20 dakikada bir kalkan motorla geçip, Jan Fabre'nin solo sergisini, Rietveld Akademisi'nin sergisini ve 'Unconditional Love' (Koşulsuz Aşk) sergisini mutlaka görmelisiniz. Özellikle Moskova Modern Sanat ve Çağdaş Sanat Merkezi'nin düzenlediği 'Unconditional Love' sergisinde AES F grubunun 'The Feast of Trimalcho' başlıklı video enstalasyonu uzun zamandır gördüğüm en iyi işlerden biri. Aynı sergi Marina Abramovic'in eski ve yeni işlerine de yer veriyor. Şehre yayılan pavyonlara gelince, benim en çok beğenip, vakit geçirdiğim pavyon Katalan pavyonu oldu (Magazzino del Sale, No:3, Zattere, Dorsoduro). Singapur pavyonu (Palazzo Michiel Dal Brusa, Canneregio 4391/A) ve Meksika Pavyonu'nun (Palazzo Rota-Ivancich, Castello 4421) kaçırılmaması gereken sergiler olduğunu düşünüyorum.
"Beğendiğim diğer pavyonlar: Letonya (Spazio Ferrari, Calle Castelli, Cannaregio 6069/A), Gabon Cumhuriyeti (Telecom Italia Future Centre, San Marco 4826), Kıbrıs Rum Kesimi (Palazzo Malipiero, San Marco 3079), Tayland (Santa Croce, 556), Orta Asya (Pallazo Molin - Fondamenta delle Zattere), Hong Kong (Arsenale, Castello 2126), ve İrlanda (Istituto Provinciale per I'Infanzia Santa Maria della Pieta, Castello 3701). Pavyonların yanı sıra, paralel etkinlikler arasında Rus Projesi 'Sub Tiziano' (Universita Ca' Foscari, Dorsoduro, 3199), Louise Bourgeois'dan Joseph Kosuth'a kadar birçok sanatçının 'cam' üzerine işlerini bir araya getiren 'Glass Stress' sergisi (Instituto Veneto di Scienze, San Marco 2842), ve Filistin sergisi 'Palestine c/o Venice'in (Convento dei Santi Cosma e Damiano, Guidecca Palanca 619) görülmesini öneririm."
Üstünel İnanç ise tüm Bienal'i gezmek için dört gün gerektiğini söylüyor ama sadece ana mekânlar olan Giardini ve Arsenale'yi gezmekle yetinirseniz iki günün de yeterli olacağını sözlerine ekliyor.
Nerede kalınır?
Proje koordinatörü Üstüngel İnanç, Venedik'in yıl boyunca turistlerin akınına uğramasından dolayı otellerin oldukça pahalı ve ulaşımlarının da zor olduğunu söylüyor. İnanç'ın ilk önerisi ise Bienal mekanına en yakın otel olan Hotel Metropole Venice (metropole.hotelinvenice.com). Bienal mekânlarıyla aynı ada üzerinde olmamasına rağmen 24 saat motor hizmeti sağlayan Hotel Cipriani & Palazzo Vendramin (www.hotelcipriani.com) İnanç'ın ikinci önerisi. Hem Bienal'in, hemVenedik'in tadını beş yıldız konforuyla çıkarmak için doğru adres olduğunu söylüyor. Büyük Kanal üzerindeki Hotel Bauer'in Venedik'teki (www.bauervenezia.it) en büyüleyici yerlerden birisi olduğunu ekleyen Üstüngel İnanç tüm bu otellerde yer bulunamazsa, Bienal'e 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan San Marco Meydanı'na yakın Hotel Bonvecchiati'yi (www.hotelbonvecchiati.it) tavsiye ediyor.
Ne yenir?
Venedik'i ziyaret edeceklerin iyi yemek düşüncesini geride bırakmaları gerektiğini söylüyor Üstüngel İnanç. Ve hemen tavsiyelerini sıralıyor. "Genel olarak Venedik mutfağı zayıf, servis kötü ve fiyatlar yüksek. Bu karamsar tablo içinde ilk önerim Giardini ve Arsenale arasında yer alan tartışmasız Venedik'in en iyi balık lokantası olarak kabul edilen Il Nuovo Galeon. Burada kişi başı 60 - 70 Euro vererek karnınızı doyurabilirsiniz. Hotel Metropole'un restoranı olan Met, Venedik'teki tek Michelin yıldızlı lokanta. Bahçesi akşamları romantik bir deneyime dönüşüyor. Şef Corrado Fasolato'nun 'fettuccine di seppie alla carbonara'sı mutlaka denenmeli. Kişi başı ödeyeceğiniz fiyat ortalama 100 - 120 Euro olur. Venedik'in turistik olmayan kuzey bölgesinde yer alan lokal bir lokanta olan Ostaria Da Rioba'dan da kişi başı 40 Euro'ya çıkabilirsiniz. Meşhur Harry's Bar'ın yazlık mekânı olan Harry's Dolci'nin yemekleriyle olmasa da muhteşem manzarasıyla doyabilirsiniz. "